Cumartesi, Mayıs 16, 2026

Lune Event Kurucusu Yeşim Yağan: “Organizasyon Bir His Yönetimidir”

“İnsanlar artık sadece hizmet değil, nasıl hissettiklerini satın alıyor” diyen Lune Event Kurucusu Yeşim Yağan, klasik organizasyon anlayışının ötesine geçerek yalnızca etkinlik değil, deneyim tasarladıklarını anlattı. Detayların bir markanın sessiz imzası olduğuna inandığını söyleyen Yağan, organizasyon yönetimini aynı zamanda bir enerji ve duygu yönetimi olarak tanımladı. İş birliklerinde güven duygusunu her zaman ön planda tuttuklarını belirten Yağan, teknolojinin hız kazandırdığı bu dönemde insan dokunuşunun hâlâ en önemli unsur olduğunu ifade etti. Lune Event’in gelecek vizyonundan iş hayatına bakışına kadar pek çok detayı Yeşim Yağan ile gerçekleştirdiğimiz röportajda konuştuk.

spot_img

Lune Event Nasıl Doğdu?

– Lune Event benim için yalnızca bir şirket değil; karakteri olan bir marka. Kuruluş hikâyesinin merkezinde ise insan deneyimi var. İnsanların sadece bir organizasyona katılmasını değil, o anı gerçekten hissetmesini istedim. Başlangıçta daha klasik bir yapıdayken zamanla şunu fark ettim: Artık insanlar sadece hizmet satın almıyor, nasıl hissettiklerini satın alıyor. Sanırım benim bakış açımı değiştiren şey de buydu. Bir etkinlik sonunda bir misafirin bana “Kendimi çok iyi hissettim” demesi hâlâ aklımdadır. O gün anladım ki insanlar detayları unutabiliyor ama hisleri unutmuyor. Bugün geldiğimiz noktada amacımız sadece etkinlik düzenlemek değil; insanların hafızasında yer edecek atmosferler yaratmak.

Farkınızı Nasıl Tanımlarsınız?

Lune Event’in en büyük farkı klasik organizasyon anlayışının dışında çalışması. Biz yalnızca etkinlik planlamıyoruz; deneyim tasarlıyoruz. Uluslararası toplantılar, diplomatik organizasyonlar, kurumsal etkinlikler, premium seyahat planlamaları ve özel davetler gibi farklı alanlarda çalışıyoruz. Ama bence işimizin en güçlü tarafı görünmeyen detayları yönetebilmek. Bazen insanlar etkinlik sonunda sahneyi ya da konuşmaları hatırlıyor ama aslında onları iyi hissettiren şey çoğu zaman arka plandaki atmosfer oluyor.

Sektörünüzün En Zor Tarafı Nedir?

– Bu sektör çok hızlı karar vermeyi gerektiriyor. Aynı anda onlarca detayı yönetmeniz gerekiyor. Ben kriz anlarında sakin kalabilmenin en büyük güç olduğuna inanıyorum. Çünkü organizasyon yönetimi biraz da enerji yönetimi. Ekip sizden nasıl bir enerji alıyorsa süreç de çoğu zaman ona göre şekilleniyor.

İş Birliklerinde Nelere Dikkat Ediyorsunuz?

– Ben iş birliklerinde en çok güven duygusuna önem veriyorum. Çünkü uzun vadeli başarı ancak aynı vizyonu paylaşan insanlarla mümkün oluyor. Bizim için network sadece bağlantı değil; karşılıklı güven ve standart meselesi. Bence bazı iş birlikleri ilk toplantının enerjisinde bile kendini hissettiriyor.

İşinizde Kadın Olmak Avantaj mı?

– Kadın olarak iş dünyasında var olmak bazen ekstra dayanıklılık gerektiriyor. Özellikle organizasyon ve operasyon ağırlıklı sektörlerde güçlü durmanız gereken çok fazla an oluyor. Ama ben hiçbir zaman bunu bir dezavantaj olarak görmedim. Aksine kadınların detay yönetimi, iletişim gücü ve kriz anındaki sakinliğinin bu sektörde büyük avantaj sağladığını düşünüyorum. Benim için önemli olan sadece masada oturmak değildi; o masayı kuran ve yöneten tarafta olmaktı. Ve sanırım bugün en çok gurur duyduğum şeylerden biri de bu.

Müşteri Memnuniyeti Sizin İçin Ne İfade Ediyor?

– Bizim işimizde en önemli şey güven. İnsanlar size sadece organizasyonlarını değil, önemli anlarını emanet ediyor. Bu yüzden ben her projeye aynı özenle yaklaşmaya çalışıyorum. Çünkü bence sadakatin temelinde güven ve istikrar var. Bir müşterimin etkinlik sonunda “Ben bugün hiçbir şeyi düşünmek zorunda kalmadım” demesi benim için çok kıymetliydi. Çünkü aslında iyi organizasyon biraz da budur.

– Lune Event İçin Sürdürülebilirlik Ne Anlama Geliyor?

– Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, sorumluluk. Özellikle lokal deneyimleri destekleyen, kültürel dokuyu koruyan ve gereksiz tüketimden uzak duran projelere daha fazla önem veriyoruz. Çünkü bence gerçek lüks artık doğallık ve sadelik. İnsanların gittikleri yerleri sadece tüketmeden, gerçekten hissederek deneyimlemesi gerektiğini düşünüyorum.

Teknolojiyle Aranız Nasıl?

– Teknoloji bugün iş yapış şekillerimizi tamamen dönüştürüyor. Özellikle seyahat ve etkinlik sektöründe hız ve erişim artık çok daha önemli. Ama ben hâlâ insan dokunuşunun en önemli unsur olduğuna inanıyorum. Teknoloji süreci hızlandırabilir ama unutulmaz deneyimi hâlâ insanlar yaratıyor. Bazen kusursuz çalışan bir sistemden çok, doğru anda kurulan samimi bir iletişim insanların aklında daha fazla kalıyor.

İş ve Özel Hayat Dengesini Nasıl Kuruyorsunuz?

-Kendi işinizi yönettiğinizde aslında net çizgiler kurmak çok kolay olmuyor. Çünkü yaptığınız işi sadece meslek olarak görmüyorsunuz. Ama zamanla şunu öğrendim; denge kusursuz olmak değil, önceliklerini doğru yönetebilmek. Kendime zaman ayırmanın da işimin bir parçası olduğunu düşünüyorum. Bazen bir kahve molasında bile zihnim otomatik olarak yeni fikirler üretmeye başlıyor. Ama sanırım bu işi güzel yapan şey de biraz bu tutkusu.

İlhamınızı Nereden Alıyorsunuz?

– Beni en çok motive eden şey üretmek ve insanların hayatında iz bırakan deneyimler yaratmak. İlhamımı çoğu zaman seyahatlerden, sanattan, insan ilişkilerinden ve detaylardan alıyorum. Çünkü bence detaylar markaların sessiz imzasıdır. Günlük hayatın içinde bile bazen küçük bir detay yeni bir fikrin başlangıcı olabiliyor.

İşinizle İlgili Unutamadığınız Bir Anınız Var mı?

-Bu sektörde en unutulmaz anlar genellikle kriz anlarından sonra ortaya çıkıyor. Çünkü organizasyon dünyasında her zaman hızlı düşünmeniz ve çözüm üretmeniz gerekiyor. Bir keresinde oldukça önemli bir devlet kurumu organizasyonunda her şey hazırdı; salon dolu, protokol yerleşmiş, akış başlamaya hazırdı. Tam o sırada sunucunun son dakika beklentileri karşılayamayacağı fark edildi. O an ekip içinde birkaç saniyelik sessizlik oldu ve sonra herkes bana baktı. Açıkçası “Gerçekten şimdi ben mi çıkacağım?” diye düşündüğümü çok net hatırlıyorum. Ama bazen bu sektörde düşünmeye vakit olmuyor, direkt sahneye çıkmanız gerekiyor. Mikrofonu alıp programı yönetmeye başladım. Dışarıdan sakin görünüyordum ama içimden sürekli “Lütfen isimleri karıştırma” diyordum. Günün sonunda etkinlik çok güzel geçti hatta sonrasında birkaç kişi sunumun doğal ve samimi olduğunu söyledi. O gün şunu anladım: Bazen en unutulmaz anlar mükemmel planlananlar değil, son anda toparlananlar oluyor.

Lune Event’in Gelecek Hedefi Nelerdir?

– Hedefimiz Türkiye’den çıkan ama global ölçekte iş yapan güçlü bir deneyim markası oluşturmak. Özellikle uluslararası iş birlikleri, premium travel tarafı, özel konsept etkinlikler ve lifestyle projeleri üzerine yoğunlaşmak istiyoruz. Aynı zamanda kadınların daha görünür olduğu yaratıcı bir ekip kültürü oluşturmayı da çok önemsiyorum.

 

Benzer Haberler

spot_img
spot_imgspot_img